e-ISSN: 2717-7149
  • Home
  • About
    • About The Journal
    • Instructions for Authors
    • Privacy Policy
    • Reviewer Process
    • Research and Publication Ethics
  • Editorial Board
  • Contact
Current Issue
Ahead Of Print
Archive
Search
Most Popular
Download Articles Read Articles
Retina Arter Tıkanıklıkları ve Tedavisi...
Santral Retinal Ven Tıkanıklığı Güncel Tedavisi...
Central Retinal Artery Occlusion As the Cause of Unilateral Concentric Narrowing of Visual Field and Presence of Cilioretinal Artery...
Bilateral Optic Disc Drusen
Vascular Endothelial Growth Factor and Anti VEGF Agents...
Central Retinal Artery Occlusion As the Cause of Unilateral Concentric Narrowing of Visual Field and Presence of Cilioretinal Artery...
Retina Arter Tıkanıklıkları ve Tedavisi...
Morning Glory Syndrome Associated with Retinochoroidal Coloboma...
Santral Retinal Ven Tıkanıklığı Güncel Tedavisi...
Bilateral Optic Disc Drusen
PureSee Kesintisiz Yüksek Kalitede Görüş
Retina-Vitreous 2018 , Vol 27 , Num 4
Turkish Abstract Abstract Free Full Text Similar Articles Mail to Author
Vitrektomize Gözlerde İntravitreal Anti-VEGF İlaç Enjeksiyonları
Hürkan KERİMOĞLU
Prof. Dr., Necmettin Erbakan Üniversitesi, Meram Tıp Fakültesi, Göz Hastalıkları Anabilim Dalı, Konya, Türkiye ÖZ
İntravitreal anti-vasküler endotelyal büyüme faktörü (anti-VEGF) enjeksiyonları günümüzde retina sahasında en çok uygulanan tedavi yöntemidir. Klinisyenler anti-VEGF tedavisi uygulanan gözlerde pars plana vitrektomi gerektiren durumlarla karşı karşıya kalmakta ve birçok hastada arka segment hastalığının kronik ve rekürren doğasından dolayı intravitreal enjeksiyonlara cerrahiden sonra da devam etmek gerekmektedir. Vitrektomize gözlerde ilaç klirensinin arttığı ve etkinliğinin azaldığı genel kabul görmektedir. Anti-VEGF ilaçlarla yapılan geniş serili klinik çalışmaların çoğu vitrektomize olmayan gözlerde yapılmış olup vitrektomize gözlerde bu ilaçlarla tedavi etkinliğinin nasıl bir değişim gösterdiği sorusuna yanıt vermezler. Vitrektomize gözlerde intravitreal anti-VEGF konsantrasyonunu vitrektomize olmayan gözlerle kıyaslayan az sayıda hayvan çalışması olsa da eldeki verilerle vitrektomize insan gözlerinde kesin yargıya varabilmek zor görünmektedir. Bu derlemede vitrektominin anti-VEGF ilaçların farmakokinetiğine ve klinik sonuçlara olan etkisini irdelemeyi amaçladık.

GİRİŞ
Günümüzde intravitreal anti-VEGF (vasküler endotelyal büyüme faktörü) ilaçlar başta yaşa bağlı maküla dejenerasyonu (YBMD), diabetik maküler ödem (DMÖ) ve retinal ven oklüzyonlarına (RVO) bağlı maküler ödem olmak üzere pek çok hastalığın tedavisinde sıkça kullanılmaktadır.[1-4] İntravitreal uygulamanın retinal dokuda etkin ilaç konsantrasyonuna ulaşmak için en etkin yol olduğu bilinmektedir.[5]

Ancak adı geçen retinal patolojilerin çoğu kronik bir süreç izlediğinden tedavi süresince belirli aralıklarla tekrarlayan enjeksiyonlara gereksinim duyulmaktadır. Bu yüzden intravitreal olarak verilen ilaçların farmakokinetik özellikleri tedavi sürecinde önem arzetmektedir. İntravitreal anti-VEGF ilaçların farmakokinetik özelliklerini, dokudaki ve sistemik dağılımlarını değerlendiren çok sayıda çalışma bulunmaktadır. [6-16]

Günümüzde vitreoretinal cerrahi girişimlerin sayıca artması ve ilaçların vitreus jeli içerisine enjekte ediliyor olması vitrektomize gözlerde ilacın gözden daha hızlı uzaklaşabileceği ve tedavi etkinliğinin azalabileceği ile ilgili bir takım şüpheleri ortaya çıkartmıştır.[17] Geniş hasta serili çalışmaların hemen hepsi vitrektomize olmayan gözlerde yapılmış olup vitrektomize gözler çalışma dışında bırakılmıştır.[1-4] Bu yüzden vitrektomize gözlerde tedavi etkinliğinin nasıl etkilendiği halen netlik kazanmamıştır. Literatürde intravitreal anti-VEGF ilaçların vitrektomize ve vitrektomize olmayan gözlerdeki konsantrasyonlarını karşılaştıran çalışmalar olmakla birlikte birbiriyle çelişen sonuçlar ortaya konmakta ve bir fikir birliği bulunmamaktadır.[18-23] Dahası farmakokinetik çalışmaların çoğunun farklı hayvan modellerinde yapılmış olması, farklı türlerde vitreusun toplam göz hacmine oranının farklılık göstermesi ve farklı ilaç klerens mekanizmalarının olabileceği göz önünde bulundurulduğunda insan gözüne uyarlanabilirliği ile ilgili soru işaretleri barındırmaktadır.

Bu derlemede vitrektomize gözlerde göz içi ilaç konsantrasyonları ve tedavi etkinliğinin ne oranda etkilendiği, doz veya uygulama sıklığında artışa gerek olup olmadığı soruları farmakokinetik ve klinik literatür ışığı altında değerlendirilecektir.

Oküler farmakokinetik
Oküler farmakokinetik doz ve zamana bağlı olarak ilacın emilimini, dağılımını, biyotransformasyonunu ve atılımını inceler. İntravitreal uygulamada emilim söz konusu değildir çünkü ilaç herhangi bir sindirime veya emilime uğramadan vitreal boşluğa verilmektedir. İntravitreal enjeksiyon sonrası verilen ilacın vitreal boşlukta dağılım göstermesi ve sonrasında ekstraselüler ve intraselüler hedefl erine ulaşması beklenir. [24] Anti-VEGF ilaçlar vitreus içerisine enjeksiyon yolu ile verildikten sonra konsantrasyon gradyenti doğrultusunda diffüze olurlar.[25] Vitreus jeli kollajen ve glikozaminoglikanlardan müteşekkildir ve intravitreal olarak verilen ilaçların diffüzyonuna bariyer etkisi gösterebileceği öne sürülmüştür. [17] Makromoleküllerin ve nanopartiküllerin vitreus içerisindeki diffüzyonu konfokal mikroskopi ve partikül izleme metodları ile değerlendirildiğinde bovin vitreus ağının por açıklığının 500 nm civarında olduğu belirlenmiştir.[26,27] Protein yapıdaki makromolekül olarak sınıflanan ranibizumabın moleküler çapının 4.1nm bevacizumabın moleküler çapının 6.5 nm olduğu bilinmektedir.[28] Endotel hücreleri arasındaki açıklığın 2 nm olduğu göz önünde bulundurulduğunda henüz sıvılaşmamış jel halindeki vitreus yapısının bile intravitreal anti-VEGF ilaçların diffüzyonuna bariyer teşkil etmeyeceği sonucu ortaya çıkmaktadır.[24]

Prensip olarak ilaçların eliminasyonu biyotransformasyon veya fiziksel olarak bulundukları ortamdan uzaklaştırılması yoluyla olur. Vitreus içerisinde düşük miktarda esteraz ve peptidaz aktivitesi gösterilmiştir.[29] Matriksmetalloproteinaz ve serin proteazların varlığı bilinmekte ve yaşla beraber artış gösterdiğine inanılmaktadır.[30] Bu enzimlerin göz içine verilen çeşitli pro-drogların ana ilaca çevrimine ve kollajen tip II?nin sindirimine etkisi olsa da intravitreal olarak verilen anti-VEGF ajanların vitreus içerisinde metabolize olduklarına veya biyotransformasyona uğradıklarına dair yayın bulunmadığı için ilacın gözden kan dolaşımına taşınması yoluyla elimine olduğu kabul edilmektedir.[24]

İntravitreal enjeksiyon sonrası atılım ön veya arka yolak üzerinden olabilir. Ön yolak tüm moleküler ağırlıktaki ilaçlar için geçerli olup vitreustan arka kamaraya diffüze olan ilacın ön kamaradan aköz dışa atılımına katılarak gözden uzaklaştırılması esasına dayanır. Arka yolak ise kan-aköz (siliyer cisim ve iris) ve kan-retina bariyerini geçebilen lipofi lik özellikteki küçük moleküler ilaçlar için mümkün görünmektedir. Lipofilik özellikteki küçük moleküller hem arka hem de ön yolaktan gözü terkettiği için vitreus yarılanma ömürleri daha kısadır.[31-33] Hidrofi lik yapıdaki ve yüksek moleküler ağırlıklı anti-VEGF ilaçların internal limitan membran (İLM) ve retinayı penetre ederek koroide ulaştığı kalitatif olarak immünhistokimyasal çalışmalar ile gösterilmiş olsa da bu yolla kan dolaşımına ne kadar geçiş olduğunu gösteren kantitatif veri bulunmamaktadır.[34] Arka yolağın eliminasyona etkisinin olabileceği kabul edilse de tavşan ve insan gözlerinde yapılan çalışmalar eliminasyonun büyük ölçüde ön yolak üzerinden olduğunu göstermektedir.[6-11]

İntravitreal anti-VEGF ilaçların kullanıldığı oküler patolojilerin kan-oküler bariyerlerin geçirgenliğinin bozulduğu durumlar olduğunu göz önünde bulundursak bile arka yolağın ilaç eliminasyonundaki rolü şaşırtıcı derecede az olmaktadır. Retinal ve koroidal patolojiler sebebiyle retina pigment epiteli (RPE) geçirgenliğinin 10 kat arttığı durumlarda bile arka yolaktan eliminasyon ancak 1.5 katına çıkmaktadır.[35] Ayrıca anti-VEGF?lerin hedef molekülüne (VEGF) bağlanmaları durumunda moleküler ağırlıklarının artacağı ve dolayısı ile gözden arka yolak yoluyla uzaklaştırılmalarının güçleşebileceği öne sürülse de ispatı yönünde yayın bulunmamaktadır. [36]

Neonatal Fc reseptörünün (FcRn) immünglobulin G?yi kataboize edilmekten koruduğu ve hücre katmanları arasında transportu kontrol ettiği ve lizozomal sindirimi engelleyerek serum ömrünü uzattığı bilinmektedir.[37] FcRn?nin kan oküler bariyerlerde eksprese edilmesi nedeniyle bevacizumab ve afl iberceptin yapısında bulunan IgG Fc parçası nedeniyle arka yolaktan eliminasyonuna etki edebileceği ifade edilmiştir.[38,39] Ancak RPE ve endotel hücrelerinde FcRn?nin varlığı ve aktivitesi gösterilmiş olmasına rağmen vitreusta serumdakine benzer kantitatif bir farmakokinetik etkisi olduğu düşünülmemektedir.[40]

İntravitreal anti-VEGF ilaçların gözden uzaklaştırılmasında ön yolağın daha önemli bir rol üstendiği düşünülürse vitreus boşluğu ile ön kamara arasındaki sıvı akışını etkileyebilecek anatomik değişimlerin de göz ardı edilmemesi gerekir. Afakinin gözün ön ve arka kısmı arasındaki bariyeri kaldırdığı dolayısıyla gözü tek boşluklu bir sisteme çevirdiği aşikar olsa da psödofakinin farmakokinetiğe etkisi olabileceği kabul edilmekle birlikte ne derece etki ettiği netlik kazanmamıştır.

Vitrektomi temel olarak gözün arka kısmındaki vitreus jelinin temizlenmesini tarif eder. Fakik bir gözde iyi bir vitrektomi ile lens çevresindeki ve vitreus bazındaki vitreus hariç vitreusun çok büyük bir bölümünü temizlemek mümkündür. Yani lense zarar vermeden vitreusun tamamının temizlenmesi mümkün değildir. Vitrektomiye ek olarak lensektomi, retinektomi gibi diğer cerrehi girişimler farmakokinetiğe ciddi olarak etki edebileceğinden bu gözleri farmakokinetik özellikleri açısından bir tutmak mümkün değildir. Bu yüzden bu başlık altındaki çalışmalar değerlendirilirken vitrektomi çerçevesini vitreus jelinin gözden uzaklaştırılması ile sınırlamak ve literatürü bu çerçevede değerlendirmek uygun görülmüştür.

Anti-VEGF İlaçlar - Farmakokinetik ve klinik çalışmalar
Güncel pratikte arka segmentte yüksek ilaç konsantrasyonuna ulaşmak için intravitreal olarak kullandığımız başlıca üç anti-VEGF molekül bulunmaktadır.

Bunlardan bevacizumab VEGF-A?nın tüm izoformlarına bağlanabilen insanlaştırılmış bir monoklonal antikordur. Metastatik kolon kanseri tedavisi için kullanımı onaylanmış olsa da off-label olarak çok çeşitli oküler patolojilerin tedavisinde kullanılmaktadır. Ranibizumab yine tüm VEGF-A izoformlarına etkili monoklonal antikor fragmanı yapısındadır. YBMD, DMÖ ve RVO?ya ikincil gelişmiş maküler ödem tedavisinde kullanımı ruhsatlandırılmıştır. Afl ibercept ise insan VEGF reseptörlerinin hücre dışı kısımlarının insan immünglobulin G1 Fc kısmı ile birleştirilmesi sonucu ortaya çıkmış bir rekombinan füzyon proteinidir. VEGF-A?nın tüm izoformlarına yüksek afi nite ile bağlandığı gibi VEGF-B ve plesental büyüme faktörüne de bağlanabilmektedir. Afl ibercept de YBMD, DMÖ ve RVO?ya ikincil maküler ödemin tedavisi için ruhsatlandırılmıştır.[1-4]

Anti-VEGF moleküllerin vitrektomize olmayan hayvan modellerinde yapılan farmakokinetik çalışamalar ile yarılanma ömürleri belirlenmiştir. Yarılanma ömürleri molekül boyutları ile doğru orantılı olarak azalmaktadır. Bevacizumabın tavşan gözündeki yarılanma ömrü farklı çalışmalarda 4.22 -7.06 gün arasında değişim göstermektedir. Daha küçük molukül boyutuna sahip afl ibercept?in tavşan gözündeki yarılanma ömrü 3.92 gün olarak bulunmuştur. En küçük anti-VEGF molekül olan ranibizumabın göz içi yarılanma ömrü ise tavşan gözlerinde 2.63 - 2.9 gün olarak bulunmuştur. [6-14]

Az sayıda olmakla birlikte vitrektominin bu anti-VEGF ilaçların hayvan gözlerindeki farmakokinetiğine etkisini inceleyen çalışmalar da mevcuttur. Literatürde vitrektomize makak maymun gözlerinde ilacın gözden atılımının hızlandığını ilk olarak öne süren çalışmada Kakinoki ve ark. vitrektomize gözlerde intravitreal bevacizumab enjeksiyonu sonrası ön kamaradan alınan ardışık örneklerde bevacizumabın yarılanma ömrünün 2.8 günden 1.5 güne düştüğünü bulmuş olsalar da bu gözlerde vitrektomiye lensektominin eklenmesi ve bu sayede göz yapısın tek kamaralı hale gelmesi nedeniyle bu metodoloji ile sadece vitrektominin intravitreal bevacizumab farmakakinetiğine etkisini değerlendirmek mümkün değildir.[18]

Christoforidis ve ark. I-124 ile radyoaktif işaretli bevacizumabın ve ranibizumabın tavşan gözlerindeki yarılanma ömrünü vitrektomize ve vitrektomize+lensektomize gözlerde ayrı ayrı değerlendirip yarılanma ömrünün kontrol grubuna göre vitrektomi grubunda ve vitrektomi grubuna göre de vitrektomi+lensektomi grubunda daha kısa olduğunu bulmuşlardır. Yarılanma ömrünün vitrektomize gözlerde 4.22 günden 2.08 güne düştüğünü ifade etmişlerdir.19 Ancak aynı grup araştırmacılar aynı grup gözlerde intravitreal bevacizumab uygulamasını takiben ELİSA yöntemi ile serumdaki ilaç konsantrasyonlarını değerlendirdikleri diğer bir çalışmada serum konsantrasyonunun vitrektomize+lensektomize olgularda vitrektomize ve kontrol gözlerine göre yüksek olduğunu vitrektomize ve kontrol olgular arasında ise istatistisel fark olmadığını belirlemişlerdir (Vitrektomi+- lensektomi 11.33?g, vitrektomi 5.35 ?g, kontrol 5.35 ?g). Maksimal plazma konsantrasyonuna ulaşma süresi ise lensektomi grubunda diğer iki gruba göre kısalmış bulunurken, vitrektomi ve kontrol grupları arasında fark bulunmaması dikkat çekicidir (Vitrektomi+lensektomi 2.8 gün, vitrektomi 5.6 gün, kontrol 6.4 gün). Çalışmanın tartışma kısmında yazarlar lensektomi grubunda ilaçların sistemik dolaşıma fazlaca geçmesinin psödofaklara uyarlanabilirliğini irdelemiş ancak psödofakiyi simüle etmek amacıyla ön kapsülün korunmuş olmasına rağmen lens konmaması nedeniyle net bir yargıya varılamayacağını ifade etmişlerdir.[20] Sonuç olarak araştırmacılar radyoaktif emisyonu indirekt olarak göz dışından ölçtükleri ilk çalışmada vitrektomize gözlerde bevacizumabın yarılanma ömrünün kısaldığını ifade etseler de, serumdan ELİSA yöntemi ile direkt ölçüm yapılan ikinci çalışmada sistemik dolaşıma ulaşan bevacizumab miktarı ve ulaşma süresi açısında vitrektomize ve vitrektomize olmayan gözler arasında fark bulunmamıştır. Ahn ve ark. lensektomisiz sadece vitrektomi yapılan tavşan gözlerinde bevacizumabın yarılanma ömrünü vitrektomize olmayan gözlerden farklı olarak bulmamışlardır (sırasıyla 6.99 ve 7.06 gün).[21] Ahn ve ark. yayınlarının tartışma kısmında Christoforidis ve ark.?nın göz içinden örnek alarak ilaç miktarını ELİSA yöntemi ile tespit etmek yerine PET/CT yardımıyla indirekt olarak radyoaktif emisyonu ölçerek sonuca ulaştıklarını, bu yöntemin göz içindeki I-124?e ait emisyonu ölçtüğünü ancak I-124 ve bevacizumabın göz içinde beraber mi yoksa ayrılarak mı elimine olduklarına dair veri olmadığını, I-124 ile işaretli bevacizumabın molekül büyüklüğünün ve diffüzyona etkisinin bilinmediğini, kendilerinin ise belirli aralıklarla enüklee edilmiş ve dondurulmuş tavşan gözlerinin vitreus ve ön kamaralarından direkt olarak göz içerisinden aldıkları örneklerdeki konsantrasyonları ELİ- SA yöntemiyle değerlendirdiğini dolayısı ile aradaki farkın kullanılan yönteme bağlı olabileceğini ve iki yöntemin kıyaslanabilir olmadığını ifade etmişlerdir. Yazarlar vitreus ilaç klerensinin hızlı distribüsyon fazı ve yavaş eliminasyon fazı olmak üzere iki fazlı olduğunu, vitrektomize gözlerde distribüsyon fazının daha hızlı olduğunu ancak eliminasyon fazının vitrektomiden etkilenmediğini ifade etmişlerdir. Bu nedenle vitrektomize gözlere doz veya uygulama sıklığında değişikliğe gerek olmadığını belirtmişlerdir.Yine Ahn ve ark. vitrektomize ve vitrektomize olmayan tavşan gözlerinde intravitreal ranibizumab enjeksiyonu sonrası farklı zaman aralıklarıyla vitreus, aköz humör ve retinal dokudaki ilaç seviyesini değerlendirdikleri çalışmada lensektomisiz vitrektominin örneklenen herhangi bir sıvıda veya dokuda eliminasyon oranına etkisi olmadığını bulmuşlardır.[22] 30 gün boyunca vitreus, ön kamara ve retinadaki ranibizumab konsantrasyonları arasında istatistiksel fark bulunamamış ve 30 gün sonunda retinadaki konsantrasyon (29.89 vs 28.07 ng/g) benzer bulunmuştur. Yazarlar bu çalışmanın sonucunda ranibizumabın farmakokinetik özelliklerinin ve yarılanma ömrünün vitrektomize ve vitrektomize olmayan gözlerde benzer olduğu ve vitrektomize gözlerde farklı doz uygulamaya gerek olmadığı kanaatine varmışlardır.[22]

Literatürde intravitreal afliberceptin farmakokinetik özelliklerini değerlendiren hayvan model çalışmaları da bulunmaktadır. Niwa ve ark. makak maymun gözlerinde ranibizumabın ve afl iberceptin yarılanma ömrünü belirli zaman aralıklarıyla ön kamaradan aldıkları örneklerde ELİSA yöntemi ile değerlendirdikleri çalışmada vitrektomize olmayan gözlerde ranibizumabın yarılanma ömrünün 2.3 gün olduğunu bulurken, vitrektomize gözlerde 1.4 gün olarak bulmuşlardır. Afl iberceptin yarılanma ömrünü ise vitrektomize olmayan gözlerde 2.2gün, vitrektomize gözlerde 1.5 gün olarak tespit etmişlerdir. Yazarlar intravitreal ranibizumabın ve afl iberceptin yarılanma ömrünün benzer olduğunu ancak vitrektomize gözlerde kısalmış olduğunu ifade etmişlerdir.[23] Ancak çalışmanın metodolojisi değerlendirildiğinde vitrektomize gözlere ek olarak lensektomi de yapılmış olduğu dolayısı ile intravitreal verilen ilacın ön kamaraya serbest geçişine ve ön yolakta aköz ile gözden uzaklaştırılmasına imkan tanınmış olduğu izlenmektedir.

Vitrektomize insan gözlerinde intravitreal bevacizumabın klinik etkinliğini değerlendiren retrospektif, karşılaştırmasız sınırlı hasta sayısına sahip az sayıda çalışma bulunmaktadır. En fazla hasta sayısına sahip çalışmada Yanyalı ve ark. daha önce persistan DMÖ nedeniyle pars plana vitrektomi (PPV) ve İLM soyulması uygulanmış 11 gözde ardışık 3 enjeksiyon sonrası kısa dönemde görme keskinliği ve maküler kalınlık anlamında klinik etkinlik izlemediklerini ifade etmişlerdir. 41 Yazarlar tedaviye yanıt olmamasını bevacizumabın gözden çabuk uzaklaşması ile ilişkilendirdilerse de göz içerisindeki ilaç miktarını ölçmemişlerdir. Ayrıca bu gözlere anti-VEGF tedaviye yanıtsız olmaları nedeniyle vitrektomi ve İLM soyulması uygulanmış olması ve cerrahi tedaviye rağmen inatçı maküler ödemin devam etmiş olması gözden kaçırılmamalıdır. Yazarlar kısa dönem sonucun uzun süreli takipte değişebileceğini vurgulamışlardır.[41]

İnsanlarda vitrektomize gözlerde ranibizumabın klinik etkinliğini değerlendiren az sayıda çalışma bulunmaktadır. Laugesen ve ark. vitreus kanaması nedeniyle önceden vitrektomi geçiren 33 gözde intravitreal ranibizumab uygulamasını takiben 12 gözde görme keskinliğinde artış gözlerken, 12 gözde değişim olmadığını ve 9 gözde tedaviye rağmen görmede azalma olduğunu izlemişlerdir. Merkezi maküler kalınlık (MMK) ortalama %14 azalırken gözlerin %48?inde son optik koherens tomografi ölçümünde maküler ödem tespit edilmemiştir. Ancak kontrol grubunun olmaması, gözlerin 27?sinde maküler laser kullanılmış olması ve vitrektomi ile intravitreal tedavi arasında geçen sürenin çok farklılık göstermesi nedeniyle vitrektominin klinik sonuca olan etkisinin net söylenemeyeceğini ifade etmişlerdir.[42]

Koyanagi ve ark. diabetik hastaların vitrektomize ve vitrektomize olmayan gözlerinde en iyi düzeltilmiş görme keskinliği (EİDGK) ve MMK değişimi üzerinden yaptıkları klinik değerlendirmede gruplar arasında ranibizumabın etkinliği açısından önemli fark bulmamışlardır. Yazarlar vitrektominin oküler sitokin profi lini değiştirerek anti-VEGF tedaviye katkı sağlayabileceğini belirtmiş ve intravitreal ranibizumab tedavisinin vitrektomiden bağımsız olarak DMÖ?de etkin bir tedavi olduğunu vurgulamışlardır.[43]

Chen ve ark. diabetik maküler ödemli vitrektomize ve non vitrektomize gözlerde intravitreal ranibizumab etkinliğini değerlendirdikleri kısa dönemli çalışmada 6 aylık sürede her iki grupta görme keskinliğinde ve MMK?de iyileşme belirlerken vitrektomize olmayan gözlerde iyileşmenin daha fazla, enjeksiyon sayısının daha az (5.05 vs 4.12) olduğunu ifade etmişlerdir.[44]

Vitrektomize gözlerdeki ranibizumab etkinliğini klinik olarak değerlendiren geniş hasta serisine sahip bir çalışmada, DRCR network çalışmasının Post-hoc analizi ile vitrektomize ve vitrektomize olmayan gözler uzun süreli takipte (ortalama 3 yıl) incelenmiş gözlerin başlangıç özelliklerine göre değerlendirme yapıldığında vitrektomize ve vitrektomize olmayan gözler arasında fonksiyonel ve anatomik iyileşme açısından fark bulunmamış, kümülatif enjeksiyon sayıları benzer bulunmuştur (14.3 vs 14.3 enjeksiyon).[45] Yazarlar her iki grupta da görme keskinliği ve MMK açısından iyileşme olmasına rağmen iyileşmenin ilk yıl vitrektomize grupta daha yavaş olduğunu ve vitrektomize gözlerin sadece ilk 6 ay ile bir yıl arasındaki takipte daha fazla enjeksiyona ihtiyaç gösterdiğini belirtmişlerdir (4.3 vs 3.1 enjeksiyon). Ancak vitrektomize gözlerde başlangıç merkezi makula kalınlığının ve görme keskinliğinin daha az, diabet süresinin daha uzun ve diabetik retinopatinin daha şiddetli olduğunu vurgulamışlardır. Yazarlar bu çalışma sonucuna göre kısa dönemde vitrektomize gözlerde daha az etkinlik belirleyen çalışmaların aksine uzun dönemde anti-VEGF tedaviye vitrektomize gözlerin vitrektomize olmayan gözlere benzer fonksiyonel ve anatomik cevaplar verdiğini ifade etmişlerdir. [45]

Vitrektomize gözlerde afl iberceptin klinik etkinliğini değerlendiren az sayıda çalışma bulunmaktadır. Hahn ve ark. maküler translokasyon tedavisi uygulanmış bir gözde tek doz aflibercept enjeksiyonu ile fonksiyonel ve anatomik iyileşme olduğunu ve devam eden afl ibercept enjeksiyonları ile başlangıç görme keskinliğine düzelme olduğunu rapor etmişlerdir.[46] Jung ve ark. pars plana vitrektomi sonrası YBMD gelişmiş 4 gözde intravitreal afl ibercept tedavisine iyi yanıt aldıklarını ancak vitrektomize hastaların daha sık enjeksiyona ihtiyaç duyduğunu belirtmişlerdir. Çalışmanın detaylarına bakıldığında 4 hastanın da maküler patolojiler (epiretinal membran ? maküler hol) nedeniyle vitrektomi cerrahisi geçirmiş olduğu görülmektedir. Ayrıca yazarlar bir hastada vitrektomize sol göz ile vitrektomize olmayan sağ gözü kıyaslamış ve ortalama enjeksiyon sayısını vitrektomize gözde daha fazla bulmuşlarsa da (8.7 vs - 4.7 enjeksiyon) sol gözde tip 3 neovaskülarizasyon (retinal anjiyomatöz proliferasyon), sağ gözde ise tip 1 neovaskülarizasyon bulunması nedeniyle enjeksiyon sayısının fazla çıkmış olabileceğini ifade etmişlerdir.[47]

Tartışma
İnsan gözlerinde invazif örneklemenin etik olmaması ve farmakokinetiği değiştirebilmesi nedeniyle mevcut farmakokinetik verilerin büyük çoğunluğu hayvan modellerine dayanmaktadır. [34]Ancak hayvan modellerinden elde edilen verinin insan gözlerinde aynen kabul edilmesi uygun olmayabilir. Öncelikle farmakokinetik çalışmalar sağlıklı, altta yatan vitreoretinal patolojisi olmayan genç hayvan gözlerinde yapılmaktadır. Bu gözlerin vitreus özellikleri, kan retina ve kan aköz bariyerleri retinal patolojiye sahip yaşlı insan gözleriyle kıyaslanabilir değildir. Ayrıca vitreus hacimleri de türler arasında büyük değişkenlik gösterebilmektedir (Sıçan 50?L, tavşan 1.5mL, maymun 1.9 mL ve insan 4mL). Farmakokinetik çalışmaları değerlendiriken örnekleme tekniklerine de dikkat etmek gerekir. Kimi çalışmalarda indirekt olarak göz dışından radyasyon emisyon ölçümü yöntemiyle ölçüm yapılırken kiminde ön kamara sıvısından örnekleme yapılıp, diğerlerinde hayvan sakrifi ye edilip direkt olarak vitreus, retina veya koroid dokusundan örnekleme yapılmış olabilir.

Bu yöntem farklılıklarının çalışmaların sonuçlarına yansıyabileceği unutulmamalıdır. Hasta hayvan modellerinin eksikliği, insan gözü ile arasındaki anatomik ve fizyolojik farklar ve farmakokinetik çalışmanın metodolojisi bu çalışmaların sonucunu değerlendirirken göz önünde bulundurulmalıdır.

Vitrektomize gözlerde intravitreal anti-VEGF ilaç uygulaması sonrası farmakokinetik değişimleri ele alan hayvan model çalışmaları değerlendirildiğinde sadece vitrektomi uygulanmış olan gözlerde vitrektomize olmayan gözlere göre ilk dağılım fazının daha hızlı olması dışında eliminasyon ve yarılanma ömrü açısından bir fark gözlenmezken, vitrektomi ile beraberinde lensektomi uygulanmış gözlerde eliminasyon süresinin ve yarılanma ömrünün kısaldığı tespit edilmiştir.[18,21-23] Ayrıca sistemik farmakokinetik açısından ele alındığında da vitrektomi+lensektomi uygulanan gözlerde intravitreal olarak verilen anti-VEGF ilacın serumda daha kısa sürede daha yüksek konsantrasyona ulaştığı, halbuki sadece vitrektomi uygulanmış gözler ile vitrektomize olmayan gözler arasında sistemik farmakokinetik açısından fark saptanmadığı anti-VEGF ilaçların sistemik etkileri açısından dikkat çekicidir.[20]

Güncel literatürde vitrektomize göz tanımından kaynaklanan bir karışıklık olduğu gözlenmektedir.Vitrektomize gözleri inceleyen hayvan çalışmalarına bakıldığında kimi çalışmalarda vitrektomize göz başlığı altında vitrektomize+lensektomize kastedildiği anlaşılmaktadır.[18,23] Bu çalışmalarda yazarlar vitreusun tamamına yakınını uzaklaştırabilmek için lensi de almayı uygun görmüşlerdir. Çünkü hayvan gözlerinde lens insan gözlerine göre oransal olarak daha fazla hacim kaplamakta ve periferik vitreusun temizlenmesine mani olmaktadır.[35] Ancak lensktomi de uygulanmış bir gözün vitrektomize olarak anılması ve sonuçların vitrektominin kendisine mal edilmesinin yanlış yorumlamaya sebep olduğu izlenmeketedir. Halbuki sadece vitrektomi uygulanan fakik gözlerde vitrektomize afak gözlerin aksine göz tek boşluktan oluşan bir yapıya dönüşmemekte, gözün ön ve arka kısımları arasında lens, zonüller ve periferik vitreustan oluşan bir bariyer korunmaktadır. Bu sayede gözün arka kısmına verilen ilaç serbestçe ön kamaraya geçememektedir.

Bu bariyerin etkinliğini etkileyebileceği düşünülen diğer bir husus ise psödofakidir. Fuller ve McGwin, Hariprasad ve ark.?nın yaptığı topikal moxifl oksasinin aköz ve vitreus sıvılarına penetrasyonunu değerlendirdikleri farmakokinetik çalışmanın verilerini fakik ve psödofakik gözler için ayrı ayrı değerlendirdiklerinde topikal olarak uygulanan moxifl oksasinin psödofak hastalarda posteriora 4 kat fazla diffüze olduğunu (%2.2 - %9.6) ve aradaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğunu belirtmişlerdir.[48,49] Psödofakik gözlerde kristalin lens yerine intraoküler lens takılmasından dolayı oluşan hacim değişimi nedeniyle ön kamaradan vitreusa zonüllerden serbest sıvı akışı mümkün olmaktadır. Bu sayede psödofak gözlerde ön kamara irrigasyonu ile vitrektomi yapılabilmektedir.50 Literatürde sıkça gördüğümüz ön kamaraya yer değiştirmiş steroid implantlı olgular değerlendirildiğinde de iridotomisiz fakik olgularda görülmemesi hemen hepsinin psödofak gözlerde gözlemlenmesi hatta arka kapsülü intakt psödofak olgularda bile bildirilmiş olması psödofak gözlerde ön kamara ile vitreus boşluğu arasında artmış sıvı iletimini akıllara getirmektedir.[51,52]Ancak mevcut hayvan modellerinde lens korunarak veya lensektomi ile birlikte vitrektomi yapılabilirken halen psödofakiyi simüle eden vitrektomize hayvan modeli çalışması yoktur bu da vitrektomize insan gözlerinin önemli kısmının psödofak olduğu göz önünde bulundurulduğunda kıyaslamada önemli bir eksikliği ortaya koymaktadır.

Geniş serili, randomize çalışmalarda vitrektomize gözler çalışma kapsamı dışında bırakıldığı için intravitreal ilaç uygulamalarına ait klinik bilgiler çoğu zaman retrospektif, kısa süreli, az hasta sayısına sahip olgu serilerine dayanmaktadır. Altta yatan oküler patolojinin türü, süresi, lens durumu, hasta yaşı, genetik özellikler, laser tedavisi gibi ek tedavilerin uygulanmış olması ve hatta anti-VEGF tedaviye kişisel yanıt farklılıklarının klinik sonuçlara etki edebileceği unutulmamalıdır.[25,45,53] Ayrıca vitreoretinal girişim gerekmesi alttaki oküler patolojinin daha agresif seyretmesi ile ilişkili olabileceği gibi görsel ve anatomik sonuçlara da negatif yönde tesir edebilir.[45] Bu sebeplerden ötürü eldeki çalışmalar ile vitrektomize insan gözlerinde farmakokinetik ve klinik etki açısından net bir yargıya varmak mümkün görünmemektedir. Klinik etkinin azaldığını ifade eden çalışmalarda doz artımına (ne kadar fazla?) veya enjeksiyon süresinin kısaltılmasına (ne kadar kısa?) yönelik net bir öneri ortaya konmamaktadır. Mevcut klinik veri vitrektomize gözlerin anti-VEGF tedaviye yanıt verdiği yönünde olup kısa takip süreli çalışmalar daha sık enjeksiyona ihtiyaç olabileceğini ifade ederken uzun takip süreli çalışmalar enjeksiyon sayısı, anatomik ve fonksiyonel sonuçlar açısından bir fark ortaya koymamaktadır.

Güncel literatürdeki farmakokinetik ve klinik çalışmalar ışığında vitrektomize gözlerde daha yüksek doz ilaç kullanımını veya enjeksiyon aralığını kısaltılmasını önermek mümkün görünmemektedir. Ancak klinik çalışmaların bir kısmı yükleme dozundan sonra ilk yıl içinde vitrektomize hastalarda daha sık tedavi gerekebileceği yönünde bulgulara ulaşmıştır. Bu yüzden hastaların bu süre içerisinde daha sıkı takip edilmesi ve takip aralıkları açılırken klinik iyileşme ve stabilizasyon açısından daha dikkatli olunması önerilebilir. Daha ileri çıkarımlarda bulunmak için vitrektomize insan gözlerinde lens durumunu göz önünde bulunduran farmakokinetik çalışmalara ve geniş serili, kontrollü, prospektif klinik çalışmalar ihtiyaç olduğu görülmektedir.

KAYNAKLAR / REFERENCES

  • Rosenfeld PJ, Brown DM, Heier JS, et al. Ranibizumab for neovascular age related macular degeneration. N Engl J Med 2006;355:1419-31
  • Campochiaro PA, Heier JS, Feiner L, et al. Ranibizumab for macular edema following branch retinal vein occlusion: six-month primary end point results of a phase III study. Ophthalmology 2010;117:1102-12
  • The CATT Research Group. Ranibizumab and Bevacizumab for Neovascular age-related macular degeneration. N Engl J Med 2011;364:1897-908
  • Korobelnik JF, Do DV, Schmidt-Erfurth U, et al. Intravitreal afl ibercept for diabetic macular edema. Ophthalmology 2014;121:2247- 54
  • Nomoto H, Shiraga F, Kuno N, et al. Pharmacokinetics of bevacizumab after topical, subconjunctival, and intravitreal administration in rabbits. Invest Ophthal Vis Sci 2009;50:4807-13
  • Bakri SJ, Snyder MR, Reid JM, et al. Pharmacokinetics of intravitreal bevacizumab (Avastin). Ophthalmology 2007;114:855-9
  • Bakri SJ, Snyder MR, Reid JM, et al. Pharmacokinetics of intravitreal ranibizumab (Lucentis).Ophthalmology 2007;114:2179-82
  • Sinapis CI, Routsias JG, Sinapis AI, et al. Pharmacokinetics of intravitreal bevacizumab (Avastin) in rabbits. Clin Ophthalmol 2001;5:697-704
  • Krohne TU, Eter N, Holz FG, et al. Intraocular pharmacokinetics of bevacizumab after a single intravitreal injection in humans. Am J Ophthalmol 2008;146:508-12
  • Meyer CH, Krohne TU, Holz FG, et al. Intraocular pharmacokinetics after a single intravitreal injection of 1.5 mg versus 3.0 mg of bevacizumab in humans. Retina 2011;31:1877-84
  • Krohne TU, Liu Z, Holz FG, et al. Intraocular pharmacokinetics of ranibizumab following a single intravitreal injection in humans. Am J Ophthalmol 2012;154:682-6
  • Gaudreault J, Fei D, Rusit J, et al. Preclinical pharmacokinetics of Ranibizumab (rhuFabV2) after a single intravitreal administration. Invest Ophthalmol Vis Sci 2005;46:726-33
  • Stewart MW. What are the half-lives of ranibizumab and afl ibercept (Trap-eyeVEGF) in human eyes? Calculation swith a mathematical model. Eye Reports 2011; 1:5
  • Park SJ, Choi Y, Mi Na Y, et al. Intraocular Pharmacokinetics of Intravitreal Afl ibercept (Eylea) in a rabbit model. Invest Ophthalmol Vis Sci 2016;57: 2612-7
  • Avery RL, Castellarin AA, Steinle NC, et al. Systemic pharmacokinetics following intravitreal injections of ranibizumab, bevacizumab or aflibercept in patients with neovascular AMD. Br J Ophthalmol 2014;98:1636-41
  • Avery RL, Castellarin AA, Steinle NC, et al. Systemic pharmacokinetics and pharmacodynamics of intravitreal afl ibercept, bevacizumab and ranibizumab. Retina 2017;37:1847-58
  • Gisladottir S, Loftsson T, Stefansson E. Diffusion characteristics of vitreous humour and saline solution follow the Stokes Einstein equation. Graefes Arch Clin Exp Ophthalmol 2009;247:1677-84
  • Kakinoki M, Sawada O, Sawada T, et al. Effect of vitrectomy on aqueous VEGF concentration and pharmacokinetics of bevacizumab in macaque monkeys. Invest. Ophthalmol Vis Sci 2012;53:5877-80
  • Christoforidis JB, Williams MM, Wang J, et al. Anatomic and pharmacokinetic properties of intravitreal bevacizumab and ranibizumab after vitrectomy and lensectomy. Retina 2013;33:946? 52
  • Christoforidis JB, Xie Z, Jiang A, Wang J, et al. Serum levels of intravitreal bevacizumab after vitrectomy, lensectomy and non-surgical controls. Curr Eye Res 2013;38:761-6
  • Ahn J, Kim H, Woo SJ, et al. Pharmacokinetics of intravitreally injected bevacizumab in vitrectomized eyes. J Ocul Pharmacol Ther 2013;29:612-8
  • Ahn SJ, Ahn J, Park S, et al. Intraocular pharmacokinetics of ranibizumab in vitrectomized versus nonvitrectomized eyes. Invest Ophthalmol Vis Sci 2014;55: 567-73
  • Niwa Y, Kakinoki M, Sawada T, et al. Ranibizumab and Afl ibercept: Intraocular pharmacokinetics and their effects on Aqueous VEGF Level in Vitrectomized and Nonvitrectomized macaque eyes. Invest Ophthalmol Vis Sci 2015;56:6501-5
  • Del Amo EM, Rimpelä AK, Heikkinen E, et al. Pharmacokinetic aspects of retinal drug delivery. Prog Retin Eye Res 2017;57:134- 85
  • Laude A, Tan LE, Wilson CG, et al. Intravitreal therapy for neovascular age-related macular degeneration and inter-individual variations in vitreous pharmacokinetics. Prog Retin Eye Res 2010;29:466-75
  • Peeters L, Sanders NN, Braeckmans K, et al. Vitreous: A barrier to nonviral ocular gene therapy. Investig. Ophthalmol Vis Sci 2005;46:3553-61
  • Xu Q, Boylan NJ, Suk JS. Nanoparticle diffusion in, and microrheology of, the bovine vitreous ex vivo. J. Control Release 2013;167:76-84
  • Lee DA, Fefeu S, Edo-Ukeh AA, et al. EyeSite: A semi-automated database of protein families in the eye. Nucleic Acids Res. 2004 1;32(Database issue):D148-52
  • Dias CS, Anand BS, Mitra AK. Effect of mono- and di-acylation on the ocular disposition of ganciclovir: physicochemical properties, ocular bioreversion, and antiviral activity of short chain ester prodrugs. J Pharm Sci 2002;91:660-8
  • Vaughan-Thomas A, Gilbert SJ, Duance VC. Elevated levels of proteolytic enzymes in the aging human vitreous. Investig Ophthalmol Vis Sci 2000;41:3299-304 v Maurice DM, Mishima S. Ocular pharmacology. In: Sears, M. (Ed.): Handbook of Experimental Pharmacology. Springer-Verlag, Berlin-Heidelberg 1984;16-119
  • Del Amo EM, Vellonen KS, Kidron H. Intravitreal clearance and volume of distribution of compounds in rabbits: in silico prediction and pharmacokinetic simulations for drug development. Eur J Pharm Biopharm 2015;95:215-26
  • Kidron H, Vellonen KS, del Amo EM. Prediction of the corneal permeability of drug-like compounds. Pharm Res 2010;27:1398- 407
  • Heiduschka P, Fietz H, Hofmeister S. et al. Penetration of bevacizumab through the retina after intravitreal injection in the monkey. Invest. Ophthalmol Vis Sci 2007;48:2814-23
  • del Amo EM, Urtti A. Rabbit as an animal model for intravitreal pharmacokinetics: clinical predictability and quality of the published data. Exp Eye Res 2015;137:111-24
  • Dixon, JA, Oliver, SCN, Olson, JL, et al. VEGF Trap-Eye for the treatment of neovascular age-related macular degeneration. Expert Opin Investig Drugs 2009;18:1573-80
  • Dithmer M, Hattermann K, Pomarius, P, et al. The role of Fc-receptors in the uptake and transport of therapeutic antibodies in the retinal pigment epithelium. Exp Eye Res 2016;145:187-205
  • Kuo TT, Aveson VG. Neonatal Fc receptor and IgG-based therapeutics MAbs 2011;3:422-30
  • Zehetner C, Kralinger MT, Modi YS. et al.Systemic levels of vascular endothelial growth factor before and after intravitreal injection of aflibercept or ranibizumab in patients with age-related macular degeneration: a randomised, prospective trial. Acta Ophthalmol 2015;93:154-9
  • Gadkar K, Pastuskovas CV, Le Couter JE et al. Design and pharmacokinetic characterization of novel antibody formats for ocular therapeutics. Investig Ophthalmol Vis Sci 2015;56:5390-400
  • Yanyali A, Aytug B, Horozoglu F, et al. Bevacizumab (Avastin) for diabetic macular edema in previously vitrectomized eyes. Am J Ophthalmol 2007; 144:124-6
  • Laugesen CS, Ostri C, Brynskov T, et al. Intravitrealranibizumab for diabetic macular oedema in previously vitrectomized eyes. Acta Ophthalmol 2017; 95:28-32
  • Koyanagi Y, Yoshida S, Kobayashi Y, et al. Comparison of the Effectiveness of Intravitreal Ranibizumab for Diabetic Macular Edema in Vitrectomized and Nonvitrectomized Eyes. Ophthalmologica 2016; 236:67-73
  • Chen YY, Chen PY, Chen FT, et al. Comparison of effi cacy ofi ntravitreal ranibizumab between non-vitrectomized and vitrectomized eyes with diabetic macular edema. Int Ophthalmol 2018;38:293-9
  • Bressler SB, Melia M, Glassman AR, et al. Diabetic Retinopathy Clinical Research Network. Ranibizumab plus prompt or deferred laser for diabetic macular edema in eyes with vitrectomy before anti-vascular endothelial growth factor therapy. Retina 2015; 35:2516-28
  • Hahn P. Successful treatment of neovascular age-related macular degeneration following single bevacizumab failure using afl ibercept in a vitrectomized eye. Clin Ophthalmol 2014; 8: 2129-31
  • Jung JJ, Hoang QV, Yameen Arain MZ, et al. Afl ibercept anti-vascular endothelial growth factor therapy in vitrectomized eyes with neovascular age-related macular degeneration. Acta Ophthalmol 2016;94:249,50
  • Hariprasad SM, William FM, Gaurav KS, et al. Penetration pharmacokinetics of topically administered 0.5% moxifl oxacin ophthalmic solution in human aqueous and vitreous. Arch Ophthalmol 2005;123(1):39-44
  • Fuller JJ, McGwin G Jr. Phakic status affects vitreous penetration of topical moxifl oxacin. Arch Ophthalmol 2006;124:749
  • Schmidt JC, Meyer CH, Mennel S. Pars-plana vitrectomy with anterior chamber infusion via a paracentesis in pseudophakic eyes. Ophthalmologe 2007;104:222-5
  • Rahimy E, Khurana RN.Anterior segment migration of dexamethasone implant: risk factors, complications, and management. Curr Opin Ophthalmol 2017;28:246-51
  • Kocak N, Ozturk T, Karahan E, et al. Anterior migration of dexamethasone implant in a pseudophakic patient with intact posterior capsule. Indian J Ophthalmol 2014;62:1086-8
  • Amoaku WM, Chakravarthy U, Gale R, et al. Defi ning response to anti-VEGF therapies in neovascular AMD Eye (Lond). 2015;29:721-31
  • Keywords : Vitrektomi, anti-VEGF, farmakokinetik
    PureSee Kesintisiz Yüksek Kalitede Görüş
    Home
    About
    Editorial Board
    Contact